26 Nisan 2012 Perşembe

HABERTÜRK YAZILARI/ AŞIK OLUNASI KADIN

AŞIK OLUNASI KADIN

Türkiye'nin ilk kadın siyaset bilimcisi,
Türkiye'nin ilk kadın gazetecilerinden biri,
Türkiye'nin ilk kadın senatörlerinden biri,
Mülkiye'nin ilk kadın asistanı, ilk kadın profesörü...
İlkler uzayıp gidiyor;
Ahmet Taner Kışlalı, O'nu anlatırken "Bazen küçük bir hayat hikâyesi, binlerce kitaptan çok daha fazla şey anlatır" demiş...
Terörün aramızdan aldığı hocamız bir yerde yanılmış;
‘Küçük' değil, kocaman bir yaşam öyküsü...
Bölüp parçalasak yüzlerce öykü çıkar...

xxx

23 Nisan'ı bu kez farklı kutladık.
Dostumuz Faruk Demir sayesinde türkülerle andık Cumhuriyet insanlarını...
Eve döndüğümüzde ise ‘Hayatını Seçen Kadın'la...
Bu kez bitirecektim kitabı;
Bitirdiğimde ise ‘aşık olunası kadınlar' arasına girmişti...

xxx

Nermin Abadan Unat...
Kurtuluş savaşı yıllarında başlamış öyküsü...
Baba, genç bir Türk işadamı;
Anne Macar bir kadın...
Gizlice evlenirler; ailesinden habersiz.
Doğan kızına Nermin adını verir.
Kendisi İzmir'de, eşiyle kızı kimi zaman Viyana, kimi zaman Budapeşte'de...
Baba İzmir'de ölür.
Annesi kalan malları satar; 2-3 yıl sonra elde avuçta bir şey kalmaz...
Nermin 14 yaşında; okumak ister ama Macaristan'da paralıdır eğitim, genç Türkiye'de ise bedava...
Elinde büyükelçilikten aldığı bir mektupla tek başına gelir trenle, tek kelime Türkçe bilmeksizin...

xxx

Sedef Kabaş'ın Nermin Abadan Unat'la röportajından oluşan kitabını okurken en çok ilgimi çeken yanlarından biri de 12 Mart darbesi sırasında Başbakan Yardımcısı Sadi Koçaş'la yaptığı telefon görüşmesi oldu.
Koçaş'ın kızları da Basın-Yayın öğrencisidir.
Telefon eder bir gün okul müdürüne; yani Nermin hoca'ya...
-Öğrenciler olayları fazla protesto ediyorlar, siz bu konuda nasıl tedbir alıyorsunuz?
-Öğrencilerin düşüncelerini kontrol edecek bir mekanizmaya sahip değilim. Genç insanlar, elbette farklı görüşleri olacak. Kızlarınızın derslere daha sık gelmesini tavsiye ederim, çünkü devamsızlıkları çok..."
Ayrımcılık, ayrıcalık yoktur, Hocaların Hocası'nda...
Taa çocukluğunda görmüş en acımasızını:
"Hitler iktidardaydı. Budapeşte'de bazı öğretmenler Nazi taraftarlığı yapıyor. Coğrafya öğretmenimiz de onlardan biri. Bir gün derste değişik ırklardan bahsediyor. Önde oturan esmer, burnu biraz kemerli, kara gözlü bir öğrenciyi ayağa kaldırdı. ‘Bunlardan yetenekli kişiler çıkmaz' falan dedi. Sonra Germen ırkını övmek için mavi gözlü, iriyarı, uzun boylu bir oğlanı kaldırdı, ‘İşte Germen ırkının en güzel örneklerinden biri' dedi. Bunu der demez kahkaha koptu. İki çocuk da Yahudi idi..."

xxx
Nermin Abadan Unat'ın hayatında Ankara, 1945'te başlıyor, emekli olup "Ankara artık bana yetti" dediği 1989'a kadar sürüyor.
Başkent'in tarihi gibi.
Okudukça aşık olunacak bir öykü...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder