25 Nisan 2011 Pazartesi

HABERTÜRK YAZILARI/ İKİZ AYILAR

İKİZ AYILAR

Ankara'nın imajı malum.
Kimine göre gergin siyasetçilerin, polemiklerin Başkenti;
Kimine göre sıkıcı memur kenti;
Anadolu'daki vatandaş için ‘dert kapısı'
Siyasetçiler için 12 Haziran'a kadar ‘hayallerin Başkenti'
Ama her halükarda gri bir kent...
Kışın kar yağsa, baharda çiçekler de açsa, yazın bozkırın renkleri de hakim olsa ‘gri' imajını silemiyor...
xxx
Seçimlerin yaklaştığı bugünlerde siyasetin gergin atmosferi Başkent'in üzerine çökerken hiç beklemediğimiz bir görüntü yansıdı ekranlara, gazete sayfalarına;
İçimizi ısıtan, yüzümüzdeki gergin çizgileri yumuşatan, hafiften gülümseten bir fotoğraf karesi...
İki minik ayı.
Üstelik ikiz...
Yüzlerinde munzır bir gülümseme.
xxx

Üniversite dönemim Hayvanat Bahçesi civarında geçti.
SSK Bloklarında bir bekar evinde.
Ders çalışmaktan bunaldığımızda soluğu orada alırdık.
Henüz trafiğin bu kadar yoğun olmadığı günler...
Kimi zaman volta attık yolda arkadaşlarla
Havalar güzel olduğunda kitabımızı alıp ders çalıştık ‘Şirin'in hemen karşısında.

xxx
Hayvanat Bahçesi'nin maskotuydu Şirin...
Öyküsü dilden dile anlatılırdı.
1950'li yıllarda çocuklar Hindistan'a mektup göndermişler.
O günlerin çocuk dergisi Doğan Kardeş'te de yayınlanmış.
"Sevgili Pandit Nehru amca" diye başlayan mektuba kayıtsız kalmamış Hindistan Başbakanı.
"Biz ömrümüzde hiç canlı bir fil görmedik" diyen Türk çocuklarına bir yavru fil göndermiş.
Adı, ‘Mohini'
Soyadını da çocuklar koymuş; Birtanem.
Bunu duyan Pakistan altta kalır mı?
En büyük rakibi Hindistan o yıllarda
Onlar da iki fil göndermiş; Azadi ve Şirin.

xxx
'Şirin'i izlemek üzücüydü aslında.
Ne zaman sınırlarının dışına çıkmaya çalışsa acı ayağını geri çekiyordu. Etrafı kalın çivilerle çevrilmişti.
Belki bebekliğinden kalma genlerindeki özgürlük duygusu; acıya rağmen her seferinde ayağını uzatıyordu.
Şirin veda ettikten sonra 4-5 yıldır beri hiç uğramadım Hayvanat Bahçesi'ne.
xxx

Şimdi iki minik maskotu var Hayvanat Bahçesi'nin.
Anne babasının yanında; güvende.
Ankaralı çocuklar da sahip çıktı.
Hemen benimsediler;
Adını da ‘İnci ile Yumak' koydular HT Ankara'nın öncülüğünde.
Minik ayıcıklar, Başkent'in eksik olan ‘kent bilinci' için üstlerine düşeni yaptılar.
Darısı büyüklerin başına.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder