SU GİBİ
Nedense son günlerde türküleri hep kulağımda...
18 Mart; "Çanakkale içinde aynalı çarşı..."
Cezaevleri, tutuklamalar, kitap baskınları; "Mert Dayanır Namert Kaçar..."
Ortadoğu'da peş peşe isyanlar; "Ah o Yemendir gülü çemendir..."
Doğduğum köye zorunlu bir yolculuk; "Ekin İdim Oldum Harman..."
Zeybekler, Semahlar, Köroğlu, Karacaoğlan, Pir Sultan Abdal, Yunus Emre, Dadaloğlu...
"Gam Çekme Divane Gönül", "Erzurum Dağları", Drama Köprüsü, Acem Kızı, Altın Hızma ve Ankara'nın Taşına Bak...
xxx
Ruhi Su'nun türküleri birbirini kovalıyor;
Mutlu, huzursuz, hüzünlü, umutsuz, isyankar...
Her ruh haline uygun.
Bizim kuşak radyolarda Ruhi Su zamanlarına yetişemedi.
Belki de şanslıydık; kasetlerde, plaklarda vardı.
Ankara'ya geldiğim yıllarda O, devletle pasaport savaşındaydı;
Yitirdiği bir savaş...
xxx
Başkent'te uzun süre yaşamış.
Müzik Öğretmen Okulu, Riyaseti Cumhur Orkestrası, Hasanoğlan Köy Enstitüsü; Opera, Konservatuar, Dil Tarih Korosu, Ankara Radyosu...
Hepsinden atılmış, izi bile bırakılmamış...
Cezaevinde sazı bile alınmış, tahta paspas saplarından yapılan bağlamaya mahkum edilmiş...
O mahkumiyetten Nazım şiirlerinin besteleri çıkmış...
xxx
Maalesef Ruhi Su ile tanışamadım;
O'nu hep anılarda yakalamaya çalıştım.
Eşi Sıdıka Su Yenişehir'de Sağlık Sokak'ta oturmuş;
Sevgi Soysal da komşusuymuş.
O binalar çoktan yıkıldı.
Çumra'dan sonra Ankara'da da sürgün hayatı yaşamış.
Daha doğrusu Etimesgut'ta, tarla ortasında elektriği, suyu olmayan, iki oda bir sofa ve tuvaletten ibaret kerpiç evde.
Her sabah 2 saat yürüyüp jandarmaya imza vermeye gitmiş.
Sonrasında türküleriyle alabildiğince özgür...
Çoğu zaman trenle Ankara'ya inmiş, ayakları farkında olmadan Opera'nın önüne götürmüş, belki bir sıcak dost selamı umuduyla...
Hamallık yapmış Başkent sokaklarında...
Türküleri kulaklarımızda ama şimdi o sokaklarda tek bir iz bile bırakılmamış....
Ören'de İda'ya karşı türkü söylediği o teras da apartman olmuş.
29 Mart 2011 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder