"ORGANİZE SORUMSUZLUK"
Yirmi can göz göre göre gitti ‘Avrupa Başkenti'nde...
Yirmi ayrı umut, yirmi ayrı özlem...
Yirmi ocak söndü, gelecek karardı.
Oysa kaza geliyorum demişti.
Son 4 yıl içinde aynı bölgede, üstelik aynı sokakta üç patlama olmuştu.
Sadece üç kişi yaralanmış, facianın kıyısından dönünce ‘haber' bile olmamış;
Kameralar canlı yayına geçmemiş;
Yetkililer olay yerine koşmamıştı.
xxx
OSTİM ve İvedik'te 20 canı alan patlamaların üzerinden neredeyse bir hafta geçti...
Tartışmalar sürüyor, her gün bir açıklama.
Bütün kurumların, bütün yetkililerin ‘üzüntüsü büyük'
Herkesin bir çözüm önerisi var.
Ama üzerine alınan, sorumluluğu üstlenen, ihmali kabullenen yok.
Adeta ‘organize sorumsuzluk' sergileniyor.
xxx
Patlamalardan bu yana her kurum yetkisi olmadığından şikayetçi.
Bazıları buralardan pay çıkarma peşinde.
Bu türden tehlikeli iş yapılan yerlere izin verme, denetim yapma yetkisinde olanlar ise başkalarını suçluyor;
‘İşletme Belgesi' olmadığını söylüyor.
Sanki denetimi uzaydan birileri gelip yapacakmış gibi.
Gerçekleri ortaya çıkarma peşinde olanlara ise yafta hazır;
"Ahlaksız, art niyetli..."
xxx
Cumhurbaşkanı'nın onayladığı, son yasanın numarası 6109 idi.
Yani 6 bin 109 yasamız var.
Hele 27 Mayıs 1960'dan sonra numaraların sıfırlandığı dikkate alındığında yürürlükteki yasa sayısı daha fazla...
Genelgeleri, yönetmelikleri, yönergeleri de sayarsak tam bir mevzuat devleti.
Bir sorun mu çıktı, hemen bir genelge yayınla, yasayı, yönetmeliği değiştir tamam...
Sanki bütün sorunlar çözülüyor, her şey süt liman,
Üst kattaki komşunun balkonuna nasıl çamaşır asacağı bile düşünülmüş.
Başınıza gelecekleri göze alıyorsanız hakkınızı arayın.
İsterseniz çıkın yukarıya, komşunuza söyleyin;
Gidin karakola, ‘çamaşırı yanlış asıyor' diye şikayet edin...
xxx
‘Organize sorumsuzluk' tanımına ODTÜ'den Murat Balamir'in yazısında rastladım.
Kayseri'de düzenlenen "34. Dünya Şehircilik Günü Kolokyumu'nda sunulmuş bir bildiride.
Oldukça kapsamlı, günümüze de ışık tutan bilimsel bir çalışma.
"‘Hangi ortamda ve düzeyde, ne zaman bir plan yapıyorsak, kaynak dağıtım kararlarını piyasaya bırakmamak amacıyla yapıyoruz" diyor Balamir.
Ardından can alıcı noktaya değiniyor:
"Plan kararlarının gerekçelendirilmesi ve sorumluluklar üstlenilmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur. Oysa piyasa kararlarından kimse sorumlu tutulamayacaktır; Piyasa, bir ‘toplumsal özgürlük' (ya da ‘kural tanımazlık'/ ‘organize sorumsuzluk') ortamıdır."
Bildirisinin bir bölümünde de şöyle yazıyor:
"Modern toplum sonrasındaki gelişmelerde denetimlerden muaf kalabilen bilim ve teknoloji, bilinemeyen ve kestirilemeyen sonuçlar getirmekte, yürürlükteki toplumsal örgütlenme içinde ise, bir tür ‘organize sorumsuzluk' meşruiyet kazanmaktadır..."
xxx
Bilimden uzaklaşıldıkça, yöneticilerin bilimsel yaklaşımlarla, bilim adamlarıyla yıldızı barışmadıkça, ‘piyasa' her şeyin önüne geçtikçe ne kadar çok yetki verilirse verilsin galiba felaket kaçınılmaz olacak...
Yenilerine yelken açacak..
9 Şubat 2011 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder