GÖKDELENİN 10 KATI
Bir hafta zorunlu bir ayrılık oldu...
Zorunlu, ama verimli bir ayrılık;
Bir o kadar da keyifli.
xxx
Devlet Bakanı Zafer Çağlayan ile birlikte hızlı bir ABD turu yaptık.
Toplam 40 saatlik bir uçak yolculuğu; beş günde dört eyalet...
Bakan Çağlayan, ABD ile ‘stratejik ortaklık' ilişkisinin ticarete de yansıması, Türkiye'nin ABD'nin ithalatından hiç olmazsa yüzde bir pay alması için geçen hafta boyunca kimi bulduysa konuştu...
Beraberinde giden işadamları ABD'deki muhatapları ile görüşmeler yaptı...
Biz ise gezdiğimiz kentlere bir başka gözle bakıp hayıflandık.
xxx
Şikago, Los Angeles, Houston, Atlanta...
New York'ta ise sadece havaalanı.
Her biri sadece kent değil...
Dünya çapında bir marka.
xxx
Hızlı bir tur olsa da farkı fark etmemek, hayran kalmamak, hayıflanmamak mümkün değil.
Bazısında hava çok sıcak, bazısında ise çok nemli;
Ama hepsi tertemiz, planlı, gelişmiş ve yeşil...
En önemlisi, 72 milletten milyonlarca insanın yaşadığı, neredeyse dünyadaki dillerin tümünün konuşulduğu kentlerde yaşam 24 saat durmaksızın sürüyor.
xxx
ABD'nin ‘marka' şehirlerinin gelenleri hayran bırakan farkını sadece ülkenin zenginliğe bağlamamak gerekmiyor.
Nedenini anlatmak için de Şikago'da yeni yapılan bir gökdelenin ilk 10 katının otopark olarak ayrıldığını söylememiz sanırım yeterli.
Özellikle de Çağlayan'ın heyetinde bulunan bir işadamının "10 katı otopark" cümlesini duyunca verdiği şu tepki de herşeyi anlatmaya yetiyor:
"Bu gökdeleni bizim belediye başkanlarımız yapsaydı, herhalde en değerli bu katları otopark yapmazdı..."
Yetmedi, bir başkası, daha 5 yıllık geçmişi olan Söğütözü'ndeki yeni binaları, yolları, plansızlığı hatırlatıp hayıflanarak sözü tamamladı:
"Bizim başkanlar buraları görmüyor değiller. Onlar da biliyor. Ama mantık değişmiyor..."
xxx
Yine de tüm planlamaya, tüm zenginliğe karşın trafik sıkışıklığı galiba insanlığın kendi yarattığı ve çözemeyeceği sorun olarak bütün dünyada kendini göstermeye devam edecek.
27 Temmuz 2010 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder