10 Temmuz 2011 Pazar

HABERTÜRK YAZILARI/ ELTON JOHN MOLASI

ELTON JOHN MOLASI

Konserin başlamasına belki daha iki saat vardı...
Ama arkamıza bile bakmadan fırladık bürodan.
Hâlbuki kriz sürüyordu Meclis'te...

xxx

Eskiler, yeni parçalar derken iki saat geçmiş meğerse;
Biz geçmişe, gençliğimizin parçalarına dönmekten ruhumuz yorulmuş, alkışlamaktan bitap düşmüşüz neredeyse...
O ise 64 yaşında olmasına rağmen es vermeyi bile düşünmüyor sanki.
Sesi yaşını ele vermiyor;
Piyanoda dans eden parmakları hiç yorulmuyor.
Alkışları da kendisini alkışlatmayı da çok seviyor.
Konserin sonu yaklaştığında genci yaşlısı sahne önüne biriktikçe coşuyor;
Bis yaparken de hiç nazlanmıyor.
İşte o zaman anlıyorsunuz neden ‘Sir' denildiğini...
Neden ‘gelmiş geçmiş en iyi 50 müzik sanatçısı' ilan edildiğini...

xxx
Şaka değil, Elton John gelmişti Ankara'ya...
Bir zamanlar ezbere bildiğimiz şarkılarını dinlerken adeta kendimizden geçtiğimiz Elton John Ankara'daydı.
Elton John'u bu kez Elton John'dan dinleyecektik.
Ne yeni kabine, ne yemin krizi;
Hiçbir şeyin anlamı yoktu.
Soluğu Ankara Arena'da aldık.
‘Başkent'in cemiyet hayatının ünlü isimleri' oradaydı...

xxx

İstanbul'dan turneye gelenler ‘Ankara seyircisi farklı' der her zaman.
Sanata, sanatçıya saygısını özenle sergiler;
Salona ne zaman gireceğini, ne zaman alkışlayacağını, nerede ayağa kalkacağını bilir, Ankara seyircisi...
Ankara Arena bir tiyatro ya da CSO salonu değil elbet.
Konser de klasik müzik konseri değil.
Ama Elton John sahneye çıktığında salonun yarısı boştu neredeyse;
Üstelik birkaç kez anons edilmesine rağmen...
‘Cemiyet hayatının bazı ünlü isimleri' dışarıda atıştırmaya, içkisini yudumlamaya devam ediyordu;
Kahkahaları orkestrayı bastıracak biraz daha gayret etseler.
Kültür Bakanı Ertuğrul Günay tam zamanında yerini almış eşi ve kızıyla beraber;
Salon adabına uygun ‘zarafet' örneği veriyor.
‘Cemiyet hayatının bazı isimleri' ise aldırış etmeden sahne önünden salına salına geçip koltuğunu arıyor;
Sanki ‘Ben de buradayım' dercesine...
Ama ‘Sir'ün umurunda değil...
Gözler tuşlarda ama O, kendisini şarkıya kaptıranları yakalıyor;
Ne sahnede, ne salonda kontrolü elden bırakıyor.
Şarkı aralarında piyano başından doğrulup, kimi zaman ‘yumruk havaya',
kimi zaman da parmağıyla uzaklardaki en arka sıralardaki seyircileri gösteriyor;
"Sen, sen, sen..."
Ayakta alkışlamanız gerek...
Ama ‘Cemiyet hayatının bazı ünlü isimleri' fırsatı kaçırmıyor;
Yine geçiyor sahne önünden...
Ellerinde cep telefonu, salına salına dışarıya çıkıyor...
Herkese gösterecek kendisini, kararlı;
‘Ben de oradaydım...'

xxx

‘Ankara seyircisine ne oldu' diye sormayacağım.
Elton John yeter bana.
Bir de itiraf etmek gerek;
Kısa süre önce Paris'te Roger Waters konseri sırasında Ulaş'la birlikte telefon edip ‘The Wall'ı dinle baba' diyen Barış'a kızgınlığımı soğuttu, kıskançlığıma teselli oldu ya...
Teşekkürler ‘Sir'

xxx
İki saatlik ‘Elton John molası' ruhumuza yetse de kriz yorgunluğumuza yetmedi.
Baharı yaşayamadık;
Bari yazı ıskalamayalım.
İzninizle kısa bir tatil molası...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder