15 Ağustos 2012 Çarşamba

ANKARA'YI ANKARA YAPAN NEDİR?


ANKARA’YI ANKARA YAPAN NEDİR?


Son dönemde yapılan TOKİ evlerini bırakın;
Zaten hepsi birbirine benziyor.
Kibrit kutusu misali…
Ya eski binalar;
Ankara’yı Ankara yapan nedir?
xxx
Gazetemiz Habertürk’ün Genel Koordinatörü Ayşe Özel Karasu’nun hafta sonu yazısını okuduktan sonra çevreme daha dikkatli bakmaya başladım.
Ayşe, “İstanbul’u İstanbul yapan nedir” diye soruyor.
Carnegie Mellon Üniversitesi ile Paris’teki Ecole Normale Supérieure araştırmacıları bir yazılım geliştirmiş.
Bir şehri, onu stil sahibi yapan baskın karakter özelliklerinden tanıyan bir program…
12 kente ait 40 bin Google Sokak görüntüsü resminden 250 milyon öğeyi analiz ediyor.
Paris, Londra, Prag, Barcelona, Milano, New York, Boston, Philadelphia, San Francisco, Sao Paulo, Mexico City ve Tokyo’daki görüntüleri inceliyor.
Bir şehri kendisi yapan ayırt edici özellikleri bulmak için, detayların ne kadar sık tekrarlandığına bakıyor.
Program ince ayrıntılarla bir şehrin en fazla yinelenen detay mimari imzayı parçalar halinde çıkarıyor.
Paris’i, Eyfel’den, Notre Dame ve Zafer Takı’ndan değil, 3. kat balkonlarından, sokak levhaları ve lambalarından tanıyormuş.
Londra’da iki yanı sütunlu neo-klasik bina girişleri kentin ana stili olarak öne çıkmış.
Ardından tipik parçalar ‘hangi şehir’ diye deneklere sorulmuş.
Paris’te yüzde 83, Prag’da 92 isabetle doğru sonucu tutturmuşlar.
Amerikan şehirlerinin hiçbirinde ayırt edici stil bulunamamış.
Görüntülerin hangi şehre ait olduğunu çıkarmak için yollardaki tüneller ve otomobiller bakmak gerekmiş.
Ayşe, “İstanbul’u siluetinden, sarayları, tarihi camilerinden değil de,
balkonu, sokak lambası, pencere pervazlarından tanımaya kalksaydı, herhalde
Amerikan şehirlerinde aldığı sonuçtan daha fazlasını elde edemezdi” diye şikayet ediyor.
Ya Ankara’da yaşasaydı?
xxx
Ankara mimarisinin –varsa tabii- ayırt edici özelliği nedir diye daha dikkatli bakıyorum artık.
Son zamanlarda, Çukurambar’da, Söğütözü’nde, Oran’da yeni yapılan binaları, gökdelenleri geçtim.
Onlar zaten kaba inşaatı bitirip üzerine kaplama; çoğunlukla da camdan…
Bırakın pervaz, balkon korkuluğu gibi incelikleri…
Mimari bile hak getire…
Ya eski binalar.
Sakarya Caddesi’ndekiler çoktan yıkıldı.
Anafartalar’da varsa da üzeri tabela dolu…
xxx
İyi de bunları, ‘kentin ayırt edici stillerini bilmek ne işi yarıyor?
Onun yanıtı da Ayşe Karasu’dan…
Araştırmacılar bu verilerin sanattan mimari ve bilişime her alanda kullanılabileceğini söylüyormuş.
Şehrin aslına sadık bir animasyonunu yaratabilmek için taban tepmeye gerek kalmayacak, program sayesinde bilgisayar başında kusursuz bir atmosferi yaratılabilecekmiş.
İlahi, ne gerek var bunlara?
Ankara’nın seymen kedisi var ya…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder